20 Mayıs 2013 Pazartesi

Doğal Afetler ve Korunma Yöntemleri


DOĞAL AFETLER
Doğa sürekli bir değişim içindedir. Bazı yerlerde coğrafi özelliklerinden dolayı bu değişiklikler çok daha hızlı ve ani olabilmektedir. Doğada meydana gelen ve yıkımlara sebep olan bu tür hızlı değişimlere doğal afet denir. 

1-SEL: Şiddetli yağmurlar yağdığında, dereler, çaylar ve nehirler taştığında, denizlerin büyük dalgalar ile kıyıları sular altında bıraktığında, barajlar ya da setler yıkıldığında ortaya çıkan oldukça yıkıcı su baskınlarına sel denir.
Son yıllarda yaşanan sellerde can ve mal kayıplarının artmasının en öneli nedeni çarpık kentleşme ve yerleşim yerlerinin dere kenarlarında kurulmasıdır. sosyal bilgiler
Selden Korunmak için:
o Dere yatakları temiz tutulmalı,
o Ormanlık alanlar çoğaltılmalı,
o Akarsular üzerinde barajlar ve bentler yapılmalı,
o Arazi teraslanmalı,
o Şehirlerde atık suların tahliyesi için gerekli     altyapı çalışmaları yapılamalıdır.
2-ÇIĞ: Dağın yüksek bir yerinde birikmiş büyük kar kütlelerinin yer çekiminin etkisiyle yerinden kopup yuvarlanması ve yuvarlandıkça büyümesiyle oluşan dev kar kütlelerinin inmesi olayına çığ denir.
Çığ genellikle bitki örtüsü olamayan dağlar ile eğimli ve çok karlı arazilerde görülür.
Bu nedenle çığ en çok Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki dağlık kesimlerde görülür.

Çığın oluşmasını engellemek ve zararlarından korunmak için:
o Bitki örtüsü korunmalı ve geliştirilmeli,
o Çığ riski olan yerler, yerleşim yeri olarak tercih    edilmemeli,
o Çığ riskinin olduğu yerlerde destekleme duvarları    yapılmalıdır.

3-HEYELAN (Toprak Kayması): Taş, toprak ve kayaların eğimli arazilerde kayarak yer değiştirmesi olayına heyelan denir.
Nedenleri:
o Şiddetli yağışlar,
o Eğimli arazi,
o Yol yapım çalışmaları,
o Ormanların yok edilmesi,
o Şiddetli depremler,
   Ülkemizde daha çok şiddetli ve bol yağış ile arazinin fazla eğimli olması gibi nedenlerden dolayı heyelan en fazla Karadeniz Bölgesi’nde görülen bir doğa olayıdır.

Toprak kaymasında zararı en aza indirebilmek için:
o Riskli yerlerin yerleşim alanı olarak seçilmemesi,
o Eğimli arazilerin ağaçlandırılmaması,
o Destek duvarlarının yapılması gerekir.

4-EROZYON (Toprak Aşınması): Toprağın aşınmasını önleyen bitki örtüsünün yok edilmesi sonucu, koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgârın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır.
Erozyonu artıran nedenler:
o Toprağı koruyan bitki örtüsünün bilinçsizce yok edilmesi,
o Toprağın aşırı işlenmesi,
o Toprağın eğim yönünde sürülmesi,
o Şiddetli ve çok yağış,
o Sert rüzgarlar,
o Toprak ve doğal bitki örtüsüne insan eliyle    yapılan müdahaleler.
o Verimli tarım alanları daralır. Büyük ekonomik    kayıplara yol açar.
o Baraj göllerinin dolmasına, dolayısıyla barajların    ömrünün kısalmasına neden olur.
o Can ve mal kayıplarına yol açabilir.



Erozyonu önlemek ve zararlarından korunmak için:
o Ağaçlandırma çalışmaları yapılmalı,
o Eğimli arazilere teraslandırma (sekiler) yapılmalı,
o Tarlalar eğim doğrultusunda sürülmeli
o Baraj gölü yamaçlarını ağaçlandırmalı,
o Mevcut bitki örtüsü korunmalı,
o Erozyonun zararları konusunda halkı eğitmeli ve    belli bir bilinç oluşturulmalıdır.

5-DEPREM: Yer kabuğundaki aniden oluşan sarsıntı ve titreşimlere deprem denir. Depremler, yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp, yer değiştirmesiyle ya da yanardağ faaliyetleriyle oluşan büyük sarsıntılardır.
Depremin zamanı, şiddeti ve nerede olacağı önceden bilinmemektedir. Dolayısıyla can ve mal kayıplarının olmaması için önceden birtakım tedbirler almak; bununla beraber deprem anında ve sonrasında nasıl davranılacağını bilmek gerekir. Depremleri inceleyen bilim dalına sismoloji, süresini ve şiddetini kaydeden alete de sismograf denir.

Depremin Etkileri:
1. Büyük can ve mal kayıplarına neden olur.
2. İnsanların ruh ve beden sağlığı üzerinde uzun     yıllar sürecek etkiler bırakır.
3. Binlerce insanın sakat kalmasına neden olur.
4. İşgücü ve enerji kayıplarına neden olur.
5. Ülke ekonomisine büyük zararlar verir.

Deprem Zararlarını Azaltmak için:
1. Binalar fay hatları ve yumuşak zeminler üzerine     yapılmamalıdır.
2. Bina yapımında şiddetli depremlere dayanıklı     malzeme kullanılmamalıdır.
3. Deprem tatbikatları sıkça yapılmalı ve halk     deprem konusunda çok iyi eğitilmelidir.
4. Evlerimizde hareketli ve devrildiğinde insanlara     zarar verecek eşyalar sabitlenmelidir.
5. Depreme dayanıksız yapılar yıkılmalı ya da     güçlendirilmelidir.
6. Deprem bölgesinde çok katlı binalar     yapılmamalıdır.

İNKILAP TARİHİ ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ


ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ
Atatürk’ün sağlığı, 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. Atatürk, karaciğerindeki rahatsızlığın teşhis edilmesine rağmen yoğun bir tempoyla çalışmaya devam etti. Dinlenmesi gerekirken 1938 yılı Mayıs ayında Hatay davasına destek vermek için, Mersin’e gitti. Bu gezi Atatürk’ün hastalığının artmasına sebep oldu. İstanbul’a döndükten sonra da hastalığı giderek şiddetlendi. Atatürk vasiyetini yazarak kendisine ait İş Bankası hisselerinin gelirinden Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumuna pay tahsis etmiştir. bep planı
 8 Kasım günü derin bir komaya giren Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü sabah 09.05’te Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.
Atatürk’ün naaşı 20 Kasım’da Ankara’ya getirildi. Ertesi gün yapılan törenin ardından Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine kondu.
Atatürk’ün vefatından sonra, onun ölümsüz kişiliğine yaraşır bir anıtkabir yapılması kararlaştırıldı. Anıtkabir’in yeri için Ankara’nın her tarafından görülebilen Rasattepe bölgesi belirlendi. Türk milletine gömüleceği yer konusunda bir vasiyette bulunmayan Atatürk’ün yıllar önce Rasattepe için söylediği “Bu tepe ne güzel bir anıt yeri” sözü bu seçimde etkili olmuştur.
Anıtkabir’in inşası için 1941 yılında uluslararası bir proje yarışması açıldı. Yarışmaya 49 proje katıldı ve bunlar arasından Emin Onat ile Orhan Arda’nın ortak projesinin uygulanmasına karar verildi.
1944 yılında yapımına başlanan Anıtkabir 1953 yılında tamamlandı. 10 Kasım 1953 tarihinde, Atatürk’ün naaşı, geçici kabri olan Etnografya Müzesi’nden törenle alınarak ebedi istirahatgahı Anıtkabir’e defnedildi

TÜRKİYE MİLLETLER CEMİYETİNDE


TÜRKİYE MİLLETLER CEMİYETİNDE
Türkiye, Lozan’da halledilemeyen sorunlarının çözümünde barışçı bir siyaset izlemiştir. Komşularıyla iyi ilişkiler kurmuş olan Türkiye, savaşı hukuken yasaklayan Briand Kellog (Bırayn Kelog) Paktını da imzalamıştır. Ülkemizin bu çabaları, barışı korumak amacını taşıyan Milletler Cemiyetinin dikkatini çekmiştir. Milletler Cemiyeti, Türkiye’yi bünyesine dahil etmek istemiş, ancak ülkemiz 1932 yılına kadar cemiyete girmek istememiştir. Bu düşüncede, cemiyetin Musul  sosyal bilgiler meselesindeki taraflı tutumu etkili olmuştur. Şartların değişmesiyle Atatürk, “ancak davet edildiğimiz takdirde” ülkemizin cemiyete üye olabileceğini söylemiştir. 0,Türkiye’nin saygınlığı için bunu çok önemli görmüştür. Sonunda İspanya’nın teklifi, Yunanistan’ın da desteği ile Türkiye, Milletler Cemiyetine davet edilmiştir. Türkiye, 18 Temmuz 1932 tarihinde Milletler Cemiyetine üye olmuştur.

BİR ÜLKE BİR BAYRAK ÜNİTESİ DERS NOTLARI


BİR ÜLKE BİR BAYRAK ÜNİTESİ DERS NOTLARI 

T.C   DEVLETi’NİN  YAPISI
                            
  YASAMA               YÜRÜTME               YARGI
DEVLET
 
TBMM
 
MAHKEMELER
 
                                                              
                      
 

                            CUMHURBAŞKANI
 

BAŞBAKAN
                               
                                  BAKANLAR
İç İşleri Bakanlığı             Tarım ve Köy İşleri Bankanı
Sağlık  Bakanlığı                 Çevre ve Orman Bakanlığı
Mili Eğitim Bakanlığı         Çalışma ve Sosyal Güve.
Dış İşleri Bakanlığı            Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
Adalet Bakanlığı                 Kültür ve Turizm Bakanlığı
Milli Savunma Bakanlığı     Bayındırlık ve İskan Bakanlı.
Maliye Bakanlığı                 Ulaştırma Bakanlığı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bkn
 

İLLER                                                    İLÇELER
 Valilik                                               Kaymakamlık
İl milli eğitim müd.                    İlçe Milli Eğitim Müd.
İl.Sağlık Müd.                              İlçe Sağlık Müdr.
İl Emniyet Müd                           İlçe Emniyet Müd.
Defterdarlık                                Mal Müdürlüğü
  gibi                                                  gibi
T.C 4 anayasa  kullanmıştır.
1921  Anayasası
1924 Anayasası
1961  Anayasası
1982 Anayasası
1921 Anayasası:
Mustafa Kemal tarafından hazırlanmış olup 24 maddeden oluşmuştur.Kurtuluş Savaşı sırasında oluşmuş özel bir anayasadır.Yasama Yürütme ve Yargının yetkisi savaş durumu olduğu için TBMM ye verilmiştir. (Güçler Birliği)
Maddeleri en ılımlı olan anayasadır.

                                   






1924 Anayasası:
Bu anayasaya 1937 yılından itibaren ilkeler girmiştir.
2.Madde de geçen devletin dini islamdır, cümlesi bu anayasada kaldırılarak laiklik ilkesi benimsenmiştir.Sert bir anaya-
sadır.
1961 anayasası:
Bu anayasa askeri darbe sonrası hazırlanmış ve 1982 anayasasının kabulüne kadar kullanılmıştır.Bu anayasada çift meclis vardır(.Güçler ayrılığı benimsenmiştir)
1982 Anayasası halen kullandığımız anayasadır.
Önemli Notlar:
·   Milletvekili seçilme yaşı 30
·   Cumhurbaşkanı seçilme yaşı en az 40 tır.
·   Cumhurbaşkanını ;TBMM  gizli oyla seçer .Cumhurbaşkanı olmak için milletvekili olma şartı aranmaz.
·   Başbakanı , cumhurbaşkanı milletvekillerinin arasından görevlendirir.
·   Başbakan, bakanları seçer.
·   TBMM 550 milletvekilinden oluşur.
·   Anayasanın 1. maddesi :Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
·   Seçimler 5 yılda bir yapılır.
·   Oy kullanma yaşı 18 dir.
·   Devletin birimlerinde  görevli kişilere kamu görevlisi denir.

Danıştay:TBMM  tarafından gönderilen kanun ve yasalar hakkında görüş bildirirler.
Sayıştay:Devletin tüm gelir ve gider işleri ile ilgilenir.

5.SINIF SOSYAL BİLGİLER 8. ÜNİTE : HEPİMİZİN DÜNYASI 1.BÖLÜM


8. ÜNİTE : HEPİMİZİN DÜNYASI 1.BÖLÜM

 ÜLKELER VE EKONOMİK  ALIŞVERİŞ:
 Mal hizmetlerin alınıp satılması alışveriş olarak adlandırabiliriz. Alışverişlere ekonomik faaliyetlerdir. Ekonomik faaliyetler kişiler arasında yapılabildiği gibi ülkeler arasında da yapılabilir.
Ülkeler, ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yaparlar. Bazı ürünlerin üretimi yetersiz kaldığında bu ihtiyaçlarını diğer ülkelerden karşılarlar. Böylece ülkeler arasında ekonomik alışveriş oluşur. Satın aldığımız bazı ürünlerin etiketlerinde "Made in Taivvan", "Made in Japon" gibi ifadeler görürüz. Bunlar, o malın nerede üretildiğini belirten ifadelerdir.
Ticaret: Bir ürün ya da hizmetin alınması ya da satılması yoluyla ekonomik etkinliklere ticaret denir.
Farklı ülkelerdeki insanların birbirleriyle ticaret yapmasına dış ticaret denir.Ülke içerisinde yapılan ekonomik faaliyetlere ise, iç ticaret denilmektedir.
İHRACAT:
Bir ülke ürettiği ürünlerin fazlasını başka ülkelere satar. Buna ihracat denir.
Dünya ihracat listelerinde Türkiye 33. en büyük ihracatçı konumunda yer alıyor. Bu listede Almanya  başı çekerken onu Çin, ABD ve Japonya takip etmektedir.

Başlıca İhraç Ettiklerimiz:
 Tarım Ürünlerimiz: Pamuk, fındık, kuru incir, çekirdeksiz kuru üzüm, turunçgiller, tütün, antepfıstığı, çay, zeytin ve zeytinyağı, kuru kayısı.
 Hayvansal Ürünlerimiz: Yün, deri, yumurta,canlı hayvan.
 Madenlerimiz: Krom, bakır, demir, tuz, çinko,bor minerali, manganez, cıva, mermer
 Dokuma ve Tekstil:Pamuk ipliği, kumaş,hazır giyim, deri eşya, halı
Sanayi Ürünleri: Demir-çelik, otomobil, beyaz eşya, televizyon, mobilya, kimyasal ürünler,gübre, cam, seramik, çimento
Toplam ihracatımızın yaklaşık %40'ını oluşturan ilk 7 ülke şunlardır:
Almanya, İngiltere  İtalya, Fransa, Rusya, İspanya, ABD

Komşu Ülkelerin İhracatımızdaki Yeri:
Yunanistan, Bulgaristan, İran, Azerbaycan, Suriye, Gürcistan şeklinde sıralanmaktadır.
Ülkemizin komşu ülkelerle olan ihracatında ana ürün sanayi ürünleridir. Bu durum ülkemizin komşu ülkelere göre saniyede geliştiğinin göstergesidir.

İTHALAT:
ü  Bir ürünü, ham maddeyi veya hizmeti başka bir ülkeden satın alma işine "ithalat" denir.
Ülkeler şu nedenlerden dolayı ithalat yaparlar:
ü  Satın alınan ürün ya da ham madde o ülkede hiç üretilmiyor ya da bulunmuyor olabilir.
ü  Var olan kaynaklar, ihtiyacı karşılayacak düzeyde olmayabilir.
ü  Dışarıdan alındığında daha ucuza mal olabilir ya da daha kârlı olabilir.

Başlıca İthal Ettiklerimiz:
ü  Petrol ve petrol ürünleri (ilk sırada yer alır).
ü  Makine ve ulaştırma araçları.
ü  Elektronik cihazlar(cep telefonu, bilgisayar ve bilgisayar parçaları, fotokopi makinesi, faks, televizyon, müzik sistemleri, elektronik oyuncaklar gibi)
ü  Demir - çelik ürünleri
ü  Taşkömürü, alüminyum, fosfat
ü  Kimyasal maddeler
ü  İlaç
ü  Optik aletler
ü  Lüks tüketim maddeleri (otomobil, giysi süs eşyaları, mobilya, dekorasyon malzemeleri gibi)
ü  Kahve, muz, kakao, pirinç gibi tarım ürünleri

İthalatımızda İlk Ona Giren Ülkeler: Almanya, İtalya, Rusya, Fransa, İngiltere, ABD, İsviçre, Çin, İspanya, İsrail'dir
Türkiye'nin dış ticaretinde ithalat daha fazla yapılmaktadır. İthalatta en çok sanayi ürünleri satın alır. Ülkemiz bir tarım ülkesi olduğundan en az tarım ürünü ithal edilir. Türkiye'nin en fazla ithalat ve ihracat yaptığı ülkelerin başında Almanya gelir.
ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE ULAŞIM
Eski dönemlerde ülkelerarası ticaret genellikle hayvan­larla ve küçük gemilerle yapılı­yordu. Hayvanlara ve gemilere
yüklenen mallar, haftalarca süren yolculuktan sonra atıla­cağı ülkeye ulaştırılıyordu. Ayrıca haberleşme(iletişim) araçları da henüz gelişmediği için yolculardan uzun bir süre haber alınamıyordu.
   Zamanla gemiler büyüdü, hızlandı, okyanuslara ve büyük  dalgalara dayanıklı hale geldi. Demir yolu ulaşımının başlaması ve gelişmesi ile ülkelerarası ticari taşımacılığında büyük kolaylıklar sağlandı. Böylece ülkelerarası ticaret daha kolay, daha hızlı, daha az tehlikeli hatta daha kazançlı hale geldi.
Günümüzde iletişim ve ulaşım teknolojisinin hızla gelişmesi ülkeler arası ekonomik ilişkileri olumlu yönde etkilemiştir. Uçak, tren, gemilerle taşımacılık ve ulaşım alanlarında ortaya çıkan sorunlar en aza indirilmiştir. Zamandan tasarruf edilerek daha fazla miktarda ürün taşınmaktadır.
Bir yerden bir yere ticari mal taşımak için en çok uçak, gemi, tren, tır ve kamyon kullanılır. Zamanla bu ulaşım araçları gelişerek daha hızlı ve daha çok yük taşıyabilir hâle gelmişlerdir. Eskiden onlarca at arabasının taşıyabildiği yükü, bugün bir tır tek başına taşıyabilmektedir.
Ulaşım araçlarından bir defada en çok yük taşıyabileni gemilerdir. Gemilere yüklenen "konteynır'lar gemiden indirilip tırlara yüklendikten sonra gideceği yere karayoluyla ulaştırılmaktadır.
İnsanlar birbirleriyle iletişime geçmeden ticaret de yapamazlar. Yurtdışından mal almak veya yurtdışına mal satmak isteyen bir kimse öncelikle karşısındaki kişiyle iletişime geçmelidir.
Haberleşme teknolojisinin gelişmesiyle ülkeler arası uzaklığın önemi azalmış,iletişim kolaylaşmıştır. Televizyon ve internette yayınlanan reklâmlar sayesinde üretilen ürünler tüm dünyada daha kolay tanıtılmaktadır.
Ülkeler ürünlerini internet siteleri üzerinden satabilmek­tedirler. İnternet, uydu sistemleri, faks, telefon vb, iletişim araçları ticaretin artmasını,hızlanmasını sağlamıştır

ORTAK MİRAS ÖĞELERİ
Miras, bir neslin kendisinden sonra gelecek kuşaklar bıraktığı her şeydir. Ortak Miras: İnsanlığın kuşaktan kuşağa bıraktığı maddi ve manevi değerlerin tümüne ortak miras denir. Düşünce, edebiyat, sanat, bilim, teknoloji, mimari gibi maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bu ürünler bütün inanlar için anlamlıdır ve bu nedenle de insanlığın ortak mirası olarak kabul
Edilirler.Bu bırakılan ögelerin bir kısmı insan emeğiyle yapılmış eserler, bazıları ise doğal olarak oluşan eserlerdir.
Doğal Varlıklarımızın Bazıları:
v  Kapadokya,
v  Damlataş Mağarası.
v  Ölüdeniz,
v  Manyas Kuş Cenneti'dir.
İnsan Yapımı Varlıklarımızdan Bazıları:
v  Aspendos,
v  Topkapı Sarayı,
v  Ayasofya,
v  Nemrut'tur.
ORTAK MİRASIN ÖZELLİKLERİ:

Ø  Ortak miras, tüm insanların binlerce yıl süresince oluşturduğu birikimlerdir.
Ø  Ortak miras, tek bir ulusa ait değildir, tüm insanlığın malıdır.
Ø  Ortak mirasa katkıda bulunmak, tüm insanlığın yararınadır.
Ø  Her insan ve millet ortak mirasın ürünlerinden yararlanma hakkına sahiptir.
Ø  Ortak mirası korumak ve yeni katkılar sağlamak tüm insanlığın görevidir.

 Ortak Mirasın Korunması: Bilim, edebiyat ve düşünce ürünleri kütüphanelerde, sanat ürünleri ise müzelerde
korunmaktadır. Ayrıca kütüphane ve müzelerde korunamayacak özelliğe sahip olan tarihi ve doğal zenginlikler de uluslar arası örgütler ve hükümetler tarafından "sit alanı" ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
Sit Alan: Tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları ile önemli tarihi olayların yaşandıkları yerler ve tespiti yapılmış doğal güzellikleri ile korunması gerekli alanlardır.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü
(UNESCO)
1972'de kabul edilen bir anlaşmayla dünyanın korunması gereken kültürel ve doğal varlıkları için bir "Dünya Mirası Listesi"
oluşturdu. Anlaşma, bu listeye alınan kültür hazineleri veya doğal alanların uluslar arası işbirliği yoluyla, sıkı kurallar altında, bulunduğu ülke hükümeti tarafından korunmasını öngörüyor.

Kültürel Miras Alanları:
Tarihi binalar, arkeolojik alanlar, anıtsal heykeller veya tablolar olabileceği gibi bütünüyle bir kent veya kentin belirli bir alanı da olabilir.
Doğal Miras Alanları:
Benzersiz güzellikleri olan bölgeler, dünyada türleri tehlike altında bulunan bitki ve hayvan varlıklarının yaşadıkları yerlerdir. Hem doğal hem kültürel yerler yan yana olduğu bölgeler de karma miras alanlarıdır.
Düzenli olarak yenilene listede 2007 yılı itibariyle 138 ülkeye ait 830 varlık bulunmaktadır. Bunların 644'ü kültürel, 162'si doğal, 24'ü ise kültürel ve doğal varlıktır.


Türkiye'de bulunan tarihi eserlerin 9 tanesinin Dünya Miras Listesine alınmıştır.

ÜLKEMİZDEKİ ORTAK MİRAS ÖĞELERİ
Pamukkale
Kapadokya
İstanbul'un Tarihi alanları
Safranbolu
Boğazköy(Hattuşaş)
Nemrut Dağı
Xanthos-Letoon
Truva
DivriğiUlu Camii


Ortak miras öğelerinden bazıları tüm ülkeler tarafından "Dünyanın Yedi Harikası" olarak kabul edilmiştir.
Dünyanın yedi harikasını inceleyelim:
Babil'in Asma Bahçeleri
Dünya'nın yedi harikasından biridir. Bugünkü Irak'ın güneyinde bulunan ve döneminde Babil  uygarlığının başkenti olan Babil kentindeki kraliyet sarayındaki bahçelerden oluşur. Babil'in Asma Bahçeleri, bir dizi tapınağın teraslarında kurulmuş olan çatı bahçeleriydi. Bu bahçeler, kurulan bir sistemle, Fırat Nehrinin suyu bu bahçelere pompalanarak yapılıyordu.
Bahçeler, Kral II. Nabukadnezar tarafından yaptırıldı. Efsaneye göre, II. Nabukadnezarbu bahçeleri, Asur Kralı III. Adadnirari'nin annesi olan Kraliçe Sammu-Ramat'ı veya anavatanını ve yeşilliği özleyen Medialı karısı Amystis'i avutmak için yapmıştı. Babil'in Asma bahçelerinin günümüze gelen kesin izleri yoktur. Fakat, bölgede araştırma yapan arkeologlar, Babil'deki sarayın kuzeydoğusunda görünüşü garip olan temel ve tonozlar buldular. Bunların Babil'in Asma Bahçelerine ait olduğu düşünülmektedir. Babil'in Asma Bahçeleri, klasik yazarlar tarafından ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Günümüzde bu tanımlara göre çizilen resimler bulunmaktadır.

İskenderiye Feneri;
 Dünyanın yedi harikasından biri olan bir örnek teşkil etmiştir. MÖ 280 yıllarında İskenderiye Limanı'ndaki Pharos Adası'nda  Knidoslu Sostratros tarafından yaptırılmıştır.
Fener üç katlı idi. Fenerin alt katının kare, orta katının sekizgen ve üst katının silindir şeklinde olduğu söylenir. Yüksekliği konusunda anlatılanlar değişiktir; bazılarının söylediklerine bakılırsa 180 metreydi. Tepesinde, İskenderiye Limanı'na giren gemilere yol gösteren bir ışıkyanardı.Fener, 1375'te olan bir deprem sonucu yıkıldı.

Mısır Piramitleri
Mısır'da El - Gize yakınlarında bulunan piramit şeklindeki firavun mezarlarıdır. MÖ 2613 -2494 yılları arasında Mısır'da hüküm süren 4. sülale döneminde yaptırılmıştır. Toplam üç tane olan piramitler, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilir. Bu piramitlerin adları Keops Kefen ve Mikerinos'tur. Keops Piramidini, 4. sülalenin ikinci firavunu olan Keops yaptırmıştır. Keops Piramidi, üç piramidin en büyüğü olduğundan Büyük Piramit adıyla da anılır. Kefen piramidini ise, 4. sülalenin dördüncü firavunu olan Kefen tarafından yaptırılmıştır. En son inşa edilmiş olan Mikerinos Piramidini de, 4. sülalenin altıncı fravunu  Mikerinos yaptırmıştır. Bu üç firavununun mezarları kendi yaptırdıkları piramitlerin içindedir. Firavunlar, öldükten sonra bir çok değerli eşyası ile birlikte gömüldüler. Fakat her üç mezarda zaman içinde sürekli yağmalandıklarından, bugün bu eşyaların çoğu bulunamamaktadır.
Eski Yunan tarihçisi Heredots, tam anlamıyla bir teknik ustalık ve mühendislik harikası olan bu piramiterin yapımının20 yıl sürdüğünü ve yapımında yaklaşık 100 bin kişinin çalıştığını ileri sürmüştür. Tahminlere göre, Keops piramidi insan elinden çıkan yapıtların en büyüğüdür. Bu görkemli yapı için her biri ortalama 2,5 ton ağırlığında yaklaşık 2,3 milyon blok taş kullanılmıştır.
Bu üç piramidin araziye yerleştirilmelerinde kullanılan geometri bilgisi, taşların kesimindeki titizlik, yapının dev boyutu, kullanılan taşların ağırlığı ve piramitlerin yapıldığı dönemdeki koşullar düşünüldüğünde ortaya çıkan birçok soru bugün hâlâ çözülememiştir. Ağır yükleri kaldırmak için kullanılan makaralı halat sistemini bilmeyen Eski Mısırlıların, piramitleri nasıl inşa ettiklerine dair ortaya atılan düşüncelerden en inandırıcı olanı, piramitle birlikte yükselen, tuğla, toprak ve kumdan yapılmış rampalar yaparak taş blokları bunların üstünde kızaklar, silindirik takozlar ve manivelalar aracılığı ile çektikleridir.
Mısır Piramitleri, henüz sırları çözülmemiş olarak, güzellikleriyle insanı büyüleyici güzelliktedir.

Rodos Heykeli
Dünyanın yedi harikasından biri olan Rodos Heykeli, Güneş tanrısı Helios'un tunçtan yapılma dev heykelidir. Heykel, Lindoslu  Khares tarafından Rodos Limanı'nın ağzına yapılmıştır.
Orta Çağdan kalan bir inanca göre heykelin bacakları arasından gemiler geçiyordu. Fakat bu teknik olarak olanak­sızdır. Yaklaşık olarak32 metre yüksekliğinde olan Rodos Heykeli, MÖ305-MÖ304 yılları arasında kuşatma altında bulunan Rodos'un kuşatmadan kurtulması anısına yapılmıştır. Heykel, kuşatmadan kalan tunç gereç ve silahların eritilmesiyle yapılmıştır. Rodos Heykeli, MÖ 280'den 225'e kadar, gemicilere karayı gösteren bir işaret görevini gördü, daha sonra adayı sarsan bir deprem sonucu yıkıldı.

Zeus Heykeli
Dünyanın yedi harikasından biri olan Zeus Heykeli,Yunanistan'da Olympia kentindeki Zeus Tapınağı için yaptırılmıştır. 12 metre yüksekliğindeki görkemli heykel, MÖ 430'larda büyük Yunan heykelcisi Pihidias tarafından sekiz yılda yapılmıştır.
Dev bir sandalyeye oturmuş olan Zeus heykelinin sağ elinde bir Nike heykeli, sol elinde ise üstüne kartal konmuş bir asa vardı. Heykelin giysileri altın, bedeni fil dişi, gözleri değerli taşlardan yapılmıştı. Günümüze hiçbir kopyası ulaşmayan heykelin, MS 426 yılında Zeus tapınağının yıkılması sırasında ya da bu olaydan 50 yıl sonra Kontantinopolis'teki (İstanbul) bir yangında yok olduğu düşünülmektedir.

Mauselion
Dünyanın yedi harikasından biri olan Mauselion, MÖ 353 yılında ölen Karya Kralı Mausolosiçin Halikarnas'ta(Bodrum)
yaptırılan anıt mezardır. Mauselion, Kral Mausolos'un Kraliçe Artemisia tarafından  yaptırılmıştır. Mezarın yapımında dönemin en önemli mimar ve heykelcileri çalışmıştır.
Bugün büyük anıt mezarlar için kullanılan "mozole" sözcüğü Mausolos'un Halikarnas'taki bu anıt mezarından gelmektedir. Mezar, 15. yüzyıldan önce bir deprem sonucu yıkılmıştır. Daha sonra, bugünkü Bodrum Kalesi'ni yapanlar, mezarın kalıntılarım kullanmışlardır.



Artemis Tapınağı
İzmir yakınlarındaki Ephesos'ta bulunan dünyanın yedi harikasından biridir. MÖ.560-50 yılları arasında Lidya Kralı Kroisos tarafından iondüzeninde yaptırıldı. Tapınak MÖ 356 yılında bir deli tarafından yakıldı. Bunun üzerine, yanan tapınağın temelleri üzerine yeniden inşa edilmeye başlandı ve MÖ 344-250 yılları arasında tamamlandı.Artemis tapınağı, o güne kadar yapılan Yunan tapınaklarının en büyüğüydü. Zemini bataklık olduğundan tapınak, 3 m yüksekliğindeki 13 basamaklı kaide üstüne oturtuldu. Tümüyle mermerden yapılan tapınaktaki heykeller tam bir şaheser niteliğindeydi. MÖ 262 yılında bir istilâcı tarafından yıkıldı fakat tekrar onarılmadı.
Tapınağın ilginç özelliklerinden biri de bir banka gibi görev yapmasıydı.Tapınağa armağan edilen ya da emanet olarak bırakılan değerli eşyaları kabul etme, tapınak bütçesinden kredi verme gibi görevleri Başrahip Megabysos üstlenmişti. Artemis Tapınağının birtakım ayrıcalıkları da vardı. Bunlardan en önemlisi, tapınağa sığınıldığında burada kaldığı sürece dokunulmazlık hakkının tanınmasıydı. Bu durum pek çok suçlunun tapınakta toplanmasına neden olmuştur.
Dünyanın yedi harikasından, günümüze sadece Mısır piramitleri kalabilmiştir. Diğer altı harika ise savaş, deprem ve yangın gibi sebeplerden dolayı yok olmuş, günümüze ulaşamamıştır.

DÜNYANIN YENİ YEDİ HARİKASI
İsviçre merkezli New Wonders Vakfı, dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek için başlattığı 21 finalist eser katıldı. Dünyanın dört bir yanından yaklaşık 100 milyon kişi cep telefonu ve yeni yedi harika adlı internet sitesinde 6 yıl boyunca oy kullanarak dünyanın yeni yedi harikasını seçti. Cep telefonu ve internet oylarıyla belirlenen dünyanın yeni 7 harikası şunlardır:
1- Ürdün'deki Petra Antik Kenti                                     
2- Çin Seddi                                                       
3- Brezilya'daki Kurtarıcı İsa heykeli
4- Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti                         
5- Meksika'daki Chichen Itza Piramidi
6- İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum                      
7- Hindistan'daki Taç Mahal

19 Mayıs 2013 Pazar

Ormancılık


ORMANCILIK
Orman: Birçok ağaç ve canlı ve cansız varlıkların oluşturduğu topluluğa orman denir.
Orman bakımından en zengin bölge Karadenizdir çünkü yağış fazla,en fakir olduğu bölge Güneydoğu Anadoludur çünkü yağış ve nem azdır.(Kuraklık)
Ormanların Yararları
-          Yağış rejimini düzenler yağış sağlar
-          Su ve rüzgar erozyonu ile heyelanı (toprak kayması) önler Topraklarımızın % 63’ü erezyon tehlikesiyle karşı karşıyadır
-          Seli azaltır
-          Havayı temizler
-          İnşaat-kereste-kağıt-mobilya v.b. sektörlerde kullanılır
-          Gezi eğlence yeri ve güzel görünüm sağlar
-          Oksijen kaynağıdır
-          Geçim kaynağıdır
-          Orman yangınlarının en büyük nedeni insandır. Bunlar; İhmal-dikkatsizlik-kaza-kasıt-tarla ve konut yapmaktır

TÜRKİYE’NİN ÖZEL KONUMU SONUÇLARI


TÜRKİYE’NİN ÖZEL KONUMU SONUÇLARI:
  1. Türkiye Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en yakın olduğu bir konumdadır.
  2. Çanakkale ve İstanbul boğazlarıyla önemli ulaşım ve ticaret yollarına sahiptir. Köprü vazifesi görmektedir.
  3. Ülkemiz batıdaki sanayi ülkeleri ve doğudaki petrol zengini ülkelerle komşudur. Bunlar arasındaki ihtiyaçları karşılıklı olarak giderir.
  4. Orta kuşakta yer aldığı için dört mevsimin yaşandığı bir yerdir.
  5. Doğal zenginlikleri zengindir.
  6. Üç tarafı denizlerle çevrilidir.
  7. Yeraltı zenginlikleri fazladır.
  8. Türkiye iki yarımada üzerindedir.( Anadolu ve Trakya)